İdrar yolu enfeksiyonu, ateşli hastalıklar ve bağışıklık sistemi takibi için kanda (WBC) ve idrarda Lökosit analizi. Yerinde numune alımı.
Lökosit testi, kanda veya idrarda beyaz kan hücrelerinin (lökositlerin) sayısını ve dağılımını ölçerek vücutta enfeksiyon, iltihap veya bağışıklık sistemi sorunu olup olmadığını gösteren bir tahlildir. Lökositler vücudun asker hücreleridir: bir bakteri, virüs veya yabancı madde girdiğinde sayıları hızla artar ve tehdit bölgesine koşar. Yani lökosit yüksekliği kendi başına bir hastalık değildir; vücudun bir yerde savaş verdiğinin laboratuvar yansımasıdır. Asıl soru "lökosit neden yükseldi" sorusudur ve tedavi bu sorunun cevabına göre şekillenir. Kandaki lökosit ile idrardaki lökosit farklı sorunlara işaret eder; bu ayrımı bilmek sonucu doğru yorumlamanın ilk adımıdır.
Kanda lökosit sayısı hemogram (tam kan sayımı) tahlilinde WBC değeri olarak raporlanır. Sağlıklı bir yetişkinde bu sayı 4.000-10.000/µL aralığındadır. Sayının 10.000'in üzerine çıkmasına lökositoz denir ve en sık sebebi bakteriyel enfeksiyondur: zatürre, idrar yolu enfeksiyonu, bademcik iltihabı veya apse gibi durumlar lökositleri belirgin biçimde yükseltir. Ancak her yükseklik enfeksiyon demek değildir; yoğun fiziksel stres, ameliyat sonrası iyileşme dönemi, kortizon kullanımı, sigara ve hatta hamilelik bile lökosit sayısını geçici olarak artırır. Sayının 30.000 üzerine çıkması "lökemoid reaksiyon" olarak adlandırılır ve ciddi enfeksiyon ile lösemi (kan kanseri) arasında ayrım yapılmasını gerektirir. Lökosit düşüklüğü (lökopeni, 4.000 altı) ise bağışıklık sisteminin zayıfladığına işaret eder: viral enfeksiyonlar, kemoterapi, bazı ilaçlar ve kemik iliği hastalıkları en sık nedenlerdir. Lökosit sayısı kadar hangi alt tipin değiştiği de önemlidir çünkü nötrofil yüksekliği bakteriyel enfeksiyona, lenfosit yüksekliği viral enfeksiyona, eozinofil yüksekliği ise alerjiye veya parazite işaret eder.
Normal şartlarda idrarda lökosit ya hiç bulunmaz ya da çok az miktarda görülür. Mikroskobik incelemede her büyütme alanında 0-5 arası lökosit normal kabul edilir. Bu sayının üzerine çıkması, idrar yollarında (böbrekler, mesane veya idrar kanalı) bir iltihap olduğunu gösterir. En sık neden idrar yolu enfeksiyonudur (İYE): yanma, sık idrara çıkma ve kasıkta baskı hissi tipik belirtileridir. Kadınlarda üretranın (idrar kanalının) kısa olması nedeniyle İYE erkeklere kıyasla 8-10 kat daha sık görülür. Böbrek taşı veya kum düşürme sırasında idrar yollarının tahriş olması, idrarda lökosit artışının ikinci sık sebebidir. İdrarı uzun süre tutmak ise mesanede bakteri üremesine zemin hazırlayarak kronik lökosit yüksekliğine yol açar.
İdrar tahlili sonuç kağıdında lökosit miktarı bazen sayıyla (5, 10, 50 gibi), bazen de artı işaretiyle (1+, 2+, 3+) gösterilir:
İdrar tahlili sonucunda sıkça karşılaşılan ve en çok kafa karıştıran terimlerden biri lökosit esterazdır. Lökosit esteraz, beyaz kan hücreleri tarafından üretilen bir enzimdir. İdrar çubuğu testi (stick test) bu enzimi algıladığında, idrarda lökosit olduğunu mikroskoba bile gerek kalmadan kimyasal yoldan ortaya koyar. Sonuç "pozitif" çıkıyorsa idrarda beyaz kan hücreleri vardır ve büyük olasılıkla bir enfeksiyon söz konusudur. Sonuç "negatif" çıkıyorsa (bazen "leu negatif" olarak da yazılır) enfeksiyonu düşündürecek düzeyde lökosit yoktur. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir incelik vardır: lökosit esteraz pozitif çıkması kesin enfeksiyon tanısı koymaz. İdrar kültürü yapılarak bakterinin türü ve sayısı belirlenmelidir; çünkü vajinal akıntının idrar örneğine karışması, aşırı C vitamini alımı veya yoğun egzersiz sonrası geçici olarak lökosit esteraz pozitif çıkabilir. Dolayısıyla lökosit esteraz bir tarama testidir; kesin tanı idrar kültürüyle konur.
Hemogram sonucunda toplam WBC sayısının yanı sıra beş alt tipin dağılımı da raporlanır ve bu dağılım, sadece sayının kendisinden daha fazla bilgi verir. Nötrofiller tüm lökositlerin %50-70'ini oluşturur ve bakteriyel enfeksiyonlarda ilk savaşa giren hücrelerdir; nötrofil oranının %70'in üzerine çıkması kuvvetle bakteriyel enfeksiyonu düşündürür. Lenfositler (%20-40) viral enfeksiyonlarda öne çıkar; grip, kızamık veya su çiçeği gibi durumlarda lenfosit yüzdesinin artması beklenir. Monositler (%2-8) kronik enfeksiyonlarda ve tüberküloz gibi uzun süreli mücadelelerde yükselir. Eozinofiller (%1-4) alerji ve parazit enfeksiyonlarının habercisidir; astım, saman nezlesi veya bağırsak paraziti olan hastalarda belirgin artış gösterir. Bazofiller (%0-1) en nadir görülen alt tiptir ve bazı kemik iliği hastalıklarında yükselir. Sahadaki gerçek tecrübe gösteriyor ki, birçok hasta hemogram sonucunda sadece WBC toplam sayısına bakıp "yüksek" veya "normal" diye rahatlar; oysa toplam sayı normal olsa bile alt tip dağılımındaki bozukluk önemli bir hastalığa işaret edebilir. Örneğin toplam WBC normal ama eozinofil oranı %15'e çıkmışsa, bu alerji veya parazit taraması yapılması gerektiğinin açık sinyalidir.
Ateş, halsizlik, boğaz ağrısı veya idrar yaparken yanma gibi enfeksiyon belirtileri olan herkese lökosit tahlili istenir; bu en temel kullanım alanıdır. Ancak testin kapsamı bundan çok daha geniştir. Kemoterapi alan kanser hastalarında lökosit sayısı her kür öncesi kontrol edilir; nötrofil sayısının belirli bir eşiğin altına düşmesi tedavinin ertelenmesini gerektirir, çünkü bu düzeyde bağışıklık sistemi en basit bir enfeksiyonla bile baş edemez. Otoimmün hastalıklarda (lupus, romatoid artrit gibi) bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanan hastalar düzenli lökosit takibine tabidir. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olan kadınlarda her atak döneminde idrar tahlili ile lökosit ve kültür değerlendirmesi yapılır. Açıklanamayan ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı üçlemesi varlığında ise lökosit sayısı ve alt tip dağılımı, lösemi veya lenfoma gibi hematolojik hastalıkların ilk tarama adımıdır. Çocuklarda tekrarlayan enfeksiyon öyküsü varsa bağışıklık yetmezliği araştırmasında lökosit alt tipleri ve immünglobulin düzeyleri birlikte değerlendirilir.
İdrar tahlilinde yanlış yüksek veya yanlış düşük lökosit sonucu çıkması düşünülenden daha sık karşılaşılan bir durumdur. Kadınlarda en yaygın yanılgı kaynağı, vajinal akıntının idrar örneğine karışmasıdır; bu durumda idrarda lökosit yüksek çıkar ama aslında enfeksiyon mesanede değil vajinal bölgededir. Bunu önlemenin yolu, örnek vermeden önce genital bölgenin temizlenmesi ve "orta akım idrarının" toplanmasıdır; yani idrarın ilk kısmı ve son kısmı atılarak ortadaki kısım kaba alınmalıdır. Orta akım idrarı kuralına uyulmadan alınan örnek, her dört kadından birinde yanlış pozitif sonuç verir ve bu durum gereksiz antibiyotik kullanımına yol açar. İkinci yanılgı kaynağı, idrar örneğinin laboratuvara geç ulaştırılmasıdır. Oda sıcaklığında 2 saatten fazla bekleyen idrarda bakteri ürer, hücreler parçalanır ve sonuç güvenilmezleşir. Üçüncü yanılgı, C vitamini veya bor gibi bazı takviyelerin idrar çubuğu testindeki renk reaksiyonunu etkilemesidir; yüksek doz C vitamini lökosit esteraz testini yanlış negatif gösterebilir. Dördüncü yanılgı ise çocuklarda torba idrarının kullanılmasıdır; torba ciltten bulaşan bakterilerle kontamine olur ve yalancı enfeksiyon sonucu verir. Çocuklarda en güvenilir yöntem, hekim kontrolünde kateter ile alınan örnektir.
En yaygın hata, hemogramdaki WBC yüksekliğini doğrudan antibiyotik gerekçesi saymaktır. Lökosit yüksekliğinin enfeksiyon dışında düzinelerce sebebi vardır: stres, kortizon, sigara, hamilelik ve hatta ağır egzersiz bile sayıyı geçici olarak artırır. Antibiyotik ancak enfeksiyon kaynağı doğrulandığında başlanmalıdır; aksi halde gereksiz ilaç kullanımı antibiyotik direncini besler. İkinci kritik hata, idrarda lökosit yüksekliği görüldüğünde idrar kültürü istemeden tedaviye başlamaktır. Lökosit varlığı enfeksiyonu düşündürür ama kanıtlamaz; kültür yapılmadan başlanan antibiyotik, yanlış ilaç seçimine ve tedavi başarısızlığına yol açar. Üçüncü hata, lökosit düşüklüğünü (lökopeni) önemsememektir. Sayının 4.000 altına düşmesi bağışıklığın zayıfladığına işaret eder ve nötrofil alt tipi 1.000'in altına indiğinde (nötropeni) basit bir diş eti iltihabı bile hayatı tehdit eden bir sepsise dönüşebilir. Dördüncü hata ise hemogramda sadece toplam WBC sayısına bakıp alt tip dağılımını hiç incelememektir. Toplam sayı normal olsa bile tek bir alt tipteki anormallik, alerjiden lösemiye kadar geniş bir yelpazede tanıya götüren kritik ipucunu barındırır.
Çoğu uzman aksini iddia etse de, idrarda lökosit yüksekliği çıkan her hastaya refleks olarak antibiyotik yazılması, Türkiye'deki gereksiz antibiyotik kullanımının en sık nedenlerinden biridir. İdrar kültüründe üreme olmadan başlanan tedavi, hem hastayı gereksiz ilaç yan etkilerine maruz bırakır hem de toplumda antibiyotik dirençli bakteri seleksiyonuna katkıda bulunur. Doğru sıra bellidir: önce tahlil, sonra kültür, en son antibiyotik. Bu sıra bozulduğunda tedavi değil, sorun üretilir.
Korkulacak bir şey yok demektir. İdrarınızda enfeksiyon hücresi (lökosit) veya bunun enzimi (esteraz) bulunmadığını, idrar yollarınızın temiz olduğunu gösterir. Tahlil kağıdında lökosit esteraz negatif ne demek veya leu negatif ne demek yazıyorsa derin bir oh çekebilirsiniz.
Tahlil çubuklarında (dipstick) sonuçlar +, ++, +++ şeklinde verilir. Lökosit 3+ ne demek sorusunun cevabı; idrarda yoğun miktarda lökosit var demektir. Bu, enfeksiyonun varlığını ve muhtemelen şiddetli olduğunu gösterir, ancak tedavisi genellikle antibiyotiklerle mümkündür.
"Eser miktar", varla yok arası demektir. Klinik olarak genellikle anlamlı değildir. Yeterli su içmediğinizde veya idrar örneği beklediğinde lökosit eser ne demek sorusuyla karşılaşabilirsiniz. Bol su içip testi tekrarlamak genelde sonucu negatife çevirir.
Eğer hem lökosit (iltihap hücresi) hem de eritrosit (kan hücresi) yüksekse, bu durum enfeksiyonun biraz daha şiddetli olduğunu, idrar yollarında bir tahriş (taş düşürme gibi) veya sistit (mesane iltihabı) durumunu işaret edebilir. İdrarda lökosit ve eritrosit yüksekliği görüldüğünde mutlaka doktor kontrolü gerekir.
Her zaman belirti vermeyebilir ama genellikle; idrar yaparken yanma, sık sık idrara çıkma isteği, idrarın bulanık veya kötü kokulu olması, kasık ağrısı ve bazen ateş görülür.